LATIN AMERIKAN DANSLARI

Rumba:

Rumbanın yavaş, kalp atışını andıran ritmi ve romantik müziği onun sonsuz ve evrensel çekiciliğinin ana etkenidir. Dansın kendisi, tutkusuyla partnerini ritmin yoğunluğunda baştan çıkarmaya çalışan duygulu ve kışkırtıcı Latin aşığının özgüvenini ve gücünü simgeler. Ancak Rumba'da bayan kolay boyun eğmez. Dişi cilveli ve nazlı edasıyla erkeğini önce cezbedip, sonra onun yakınlaşma isteğini reddederek kendi yaptırımını ortaya koyar. Şayet Tango tutkunun dansıysa, Rumba da hiç kuşkusuz aşkın dansıdır.   Bu dansta vurgu, vücudun kalça hareketlerindedir. Bu hareketler, vücut ağırlığının bir ayaktan diğer ayağa transferiyle sağlanır ve kontrol edilir. Her ayak hareketi, müziğin 1/2 vuruşunda yapılır. Vuruşun ilk yarısında ayak hareketi, son yarısında vücut hareketi yapılır. Gerekli kontrast ve arzu ile devamlı hareketler yapmak için, dansa dinamik ve timing bakımından büyük önem verilmeli. Vücut şeklini değiştirirken asla durmamalı. Kol hareketleri, vücudun ortasından başlamalı ve vücut hareketinin bir sonucu olmalı. Bacakların sunumuna ve hareketlerdeki bükümüne özen gösterilmeli. Ayrıca, ayak ile zemin arasında keskin ve devamlı bir kontak olmalı. Buna "skimming" denir.

Cha Cha:

Küba familyası danslarının diğer bir üyesi olan Cha Cha Cha, aynı zamanda sosyal Latin-Amerikan danslarının en popüler olanıdır. Cha Cha Cha'nın birçok hareketinde bu sebeble Rumba Mambo hareketlerinden benzerlikler vardır. En temel farklılık "Cha Cha Cha" dadır. Bu terim adını müzikteki dördüncü vuruşun, kolay yakalanabilen Cha Cha  ritmini vermek için bölünmesiyle oluşmuştur.
Bu dans başlangıçta Mambo ve Rumba'nın bir çeşidiydi ancak 1948'de Enrique Jorrin, Mambo'nun doğduğu danzon ritmiyle, montuno ritimlerini karıştırdı.

 Cha Cha Cha dansı; canlı, göz alıcı, alaycıdır ve coşkun ritmiyle  zevk alınacak bir eğlence sunar. Cha Cha Cha'nın diğer danslara göre fazla olan adımlarıyla esasen hızlıdır.

Paso Doble:

Pasodoble Latin danslarının içinde "Afrika" kültüründen gelmeyen tek danstır. Pasodoble İspanya kökenlidir."Paso Doble" terimi dansın kültürünü pek de çağrıştırmayarak "iki adım" anlamına gelir. Tıpkı İspanyolların boğa güreşlerindeki gibi erkeğin bir matadoru ve kadının da pelerinini temsil ettiği bu dans sadece anayurdu İspanya ve Fransa da değil, tüm dünya çapında etkisi yok olmayacak bir tutku silsilesi yaratmıştır.Bu dansdaki hareketlerde, matadorların boğa güreşi sırasında yaptığı hareketler temel alınmıştır. Bu dansda erkek, diğer latin danslarına nazaran bayandan daha ön plandadır. Pasodoble'de bayan, matodorun kırmızı pelerini rolünü oynar. Pasodoble 1920'lerin Ortalarında çıkmıştır, fakat 1926 dan sonra popülaritesini kazanmıştır. Ve 2. Dünya savaşından sonra müsabaka dansı olarak kabul görmüştür. Pasodoble, dans dersi alanların en son öğreneceği danstır. Çünkü, dans önceden kararlaştırılmış bir koreografi üzerinde ( yani müziğe göre hazırlanmış) yapılır. Dans ederken akıcı olmaz ve o an bir şeyler uydurmak yani doğaçlama dans etmek çok zordur. Gösterişli, kesik ve kuvvetli, ispanyol ve flamenko karışımı olan bir dans çeşididir.

Samba:

Brezilya’nın mahalli dansıdır. Kısa zamanda bütün Amerika ve Avrupa'ya yayılmıştır.Dünyada en çok sevilen dansların arasında yer alan samba popülaritesini korumuştur.

Samba dansını ozel kılan ritmik yapısıdır.Ritmin dansla uyumundan mükemmel bir Show ortaya çıkar.Rtmın içinde  “&” lerinde yarım değeri olan  “a”  lar vardır.Adımı incelediğimizde  “1 &” kısmında adımı atıp bekleme olan kısımda sambanın en onemlı kısmı yani kalca hareketı yapılır,bu kalca hareketinin en önemli özelliği ise adımın içinde var olan “baunce’un” yarattığı yükselmeyi emmesidir.Ve sonra sıra “a” kısmına gelmiştir,bu kısım hızlı bir biçimde yapılır, bu kısımda ilk andaki kalça hareketi tekrar edilir ve adım cümlesi tamamlanmış olunur.

Jive:

İkinci Dünya Savaşından sonra müzik grupları küçüldü ve müzik değişime uğradı. 1950lerin müziği artık Swing kadar yumuşak ve akıcı değil ama daha büyük bir kitleye hitap ediciydi. Bu müzik Rock'n'Roll idi. Doğal olarak müzik değişince, dansçının müziği yorumlaması da farklılık kazandı. Daha sert olan bu yeni ritim ortaya ani hareketleri olan iki boyutlu bir Jive türü çıkardı. 1950lerin sonunda Jive daha değişik bir stille tüm dans okullarında ve salonlarında yaygınlaştı.

Lindy Hop, Boogie-woogie ve Rock'n'Roll' danslarının temeli esasen aynıdır: altı vuruşlu bir ritim (Lindy Hop'ta sekizlik ritim de kullanılır). Bu danslarda temel adım olarak dansçılar rock ya da swing tarzında iki adım yana, sonra bir adım geriye ve en son da yerinde olmak üzere dans ederler. Son iki hamle bu dansların ritmini temsil ettikleri için standartlaşmışlardır. Ancak yana atılan adımlar bir çok stil değişikliklerine maruz kalmışlardır

STANDART DANSLAR

Uluslararasi Standart Danslar'da önceden salon danslari olarak bilinen danslar tanitilmaktadir. Bu danslar arasinda  Vals, Modern Tango, Viyana Valsi, Slow Foxtrot, Quickstep bulunmaktadir. Viyana valsi için standartlasmis bir teknik repertuari bulunmamaktadir, bu yüzden bu dans, sampiyonlarda dansedilen ve yogun bir teknik gerektiren seklinden çok, siradan insanlarin sosyal ortamlarda kolaylikla yapabilecegi basit bir dans olarak sunulmaktadir.

Tango
Milonga dansi günümüzde yarismalarda kullanilan Tango dansinin temellerini olusturmustur.Milonga dansinin karakteristik özellikleri olan bas ve omuz hareketleri Tango dansinin gelismesinde etken olmustur.20.yüzyilin baslarinda Brezilya Sosyetesi arasinda küçük kulüplerde milonga yapmak moda olmustu.Bu yillarda milonga adi Buenos Aires deki Ghettolari hatirlattigi için yavas yavas degiserek yerini Tango’ya birakmaya basladi.
Tango, özellikle Paris’te yasayan Arjantinliler sayesinde Avrupa’da yayilmaya basladi.Ancak 1907 yilina kadar erotik bulunmasi ve benzeri sebepler nedeniyle Londra’da çok kabul görmedi.Bir kaç stil degisikliginden sonra 1912 yilindan itibaren Paris ve Londra’da Tango Partileri,Tango Çaylari ve profesyonel dansçilar tarafindan Tango Sovlari yapilmaya basladi.
1920-21 yillarinda Londra’da düzenlene bir Konferans ile Tango standartlastirildi ve 30 lar boyunca gelisimine devam etti.
 
Waltz
1910 ile 1914 yillari arasi birçok insan Londra’nin merkezinde bulunan Savoy Otelin içinde bulunan Boston Club’a BostonWals yapmaya gidiyordu.
BostonWals günümüzde yarismalarda yapilan Waltz dansinin temellerini olusturdu.1914 den itibaren BostonWals adimlari degiserek yerini Waltz’e birakmaya basladi.
1.Dünya Savasi sonrasi Natural Turn,Reverse Turn,Closed Change gibi figürlerin eklenmesiyle sag yöne dogru yapilmaya gelismeye basladi.Ancak Waltz’deki bu gelisim yavas ve emin adimlarla oluyordu.Bu gelisimdeki en büyük emek hiç süphesiz Miss Josephine Bradly, Victor Silvester ile ilk Ingiliz Sampiyonlari Maxwell Steward ve Pat Sykes çiftine aitti.
Figürlerde standardi olusturmak için Imperial Society of Teachers of Dancing (ISTD) adinda bir kurum olusturuldu ki günümüzde hala birçok dansçi bu bu kurumun olusturdugu varyasyonlari kullanmaktadir.

Viennese Waltz
Viyana valsinin kökeni Almanya’nin güneyindeki Alplerdir.18.yüzyil boyunca Weller, Walzer ve Ländler gibi danslar türetilmis bunlarin sonuncusu olan Ländler günümüz Viyana valsinin temelini olusturmustur.1800-1820 yillari arasinda Ländler dansinin figürleri ve adimlari müzige bagli olarak degismis ve günümüz 6 adimli Viyana Valsi dogmustur.
60 lar boyunca Almanya ve Ingiltere arasinda yarismalarda izin verilen figürlerin sayisi konusunda birçok tartismalar olmustur.1983 te I.C.B.D. tartismaya nokta koyacak bir kurallar silsilesi çikartmistir

Slow Foxtrot
Foxtrot Avrupa’da 1.Dünya Savasi öncesi yayilmaya basladi.Kökeninde yavas ve hizli
figürleri barindiran Foxtrot’un adinin müzikal dansçisi Harry Fox’dan aldigi sanilmaktadir.
Avrupali dans egitmenleri Foxtrotun sert olan yanlarini benimsememis biraz daha yumusatmayi tercih etmislerdir.1922-29 yillari arasinda Frank Ford ve beraber tanitim danslari yaptiklari partneri Josephine Bradley Slow Foxtrotun temel adimlarini gelistirmislerdir.Frank Ford 1927 de partneri Molly Spain ile yaptiklari Slow Foxtrot performansiyla “Star Championships” sampiyonu olmuslardir ve hala yaptiklari kombinasyonlar yarismalarda kullanilmaktadir.
O yillarda strict tempo müzik henüz yapilmadigindan 40-50 bpm hizinda ki parçalarda yapilabiliyordu ancak hiz orkestrayi yönetenin o anki ruh haline gore degistiginden dansetmesi zor oluyordu.
Victor Silvestor’un orkestrasi album çikartinca bu problemde çözüldü.

Quickstep
Quickstep Foxtrot dan türetilerek meydana geldi.20 ler boyunca bir çok orkestra 50bpm gibi çok hizli Slow Foxtrot parçalari çaldigindan büyük adimlarla yapilan Slow Foxtrot yapilamamaya basladi.
Bunun üzerine Ingilizler Charleston dansindan ilerlemeli,kick içermeyen yeni bir dans ürettiler ve bu yeni dansin hizli yapilan Foxtrot ile karisimina "the Quicktime Foxtrot and Charleston" adini verdiler.
Ingiliz çift Frank Ford ve Molly Spain 1927 deki “Star Championships” de Quicktime Foxtrot and Charleston dansinin karakteristik Charleston diz hareketleri çikartilmis halini tek yerine çift olarak sergilediler ve sampiyon oldular.Bu sekilde Quickstep dogdu.

LATIN KULÜP DANSLARI

Salsa
Salsa, Ispanyolca'da kelime anlami olarak sos ya da salça'dir. Birçok popüler müzikte oldugu gibi, salsa da Afrika'nin, yeni dünya'nin kozmopolit kültürüyle bulusmasiyla ortaya çikmistir. Salsa'nin 1930'larda ya da 1940'larda Küba'da basladigi söyleniyor. Aslinda tartisma gruplarina baktiginizda, Portoriko'lular ve Küba'lilar arasinda, Salsa'nin kendilerine ait olduguna dair derin tartismalar var. Hatta Afrikalilar da Salsa'yi sahiplenme konusunda hayli iddialilar.

Salsa müzigi nedir?

Bu müzikologlarin tartisma içinde oldugu bir konudur. Salsa ayak hareketlerini 4/4 lük ölçüsü olan sarkilara uygulayabilirsiniz.
Salsa Yaparken  Hatirlamaniz Gereken Önemli Seyler:

1. Ritim, dans etmek için en önemli ögedir.
Bunun anlami, bütün sarki boyunca vuruslarda (beat) dans etmeniz gerekir., ki bu da dansin en basit temelidir. Vuruslari ögrenmek en zorudur. Salsa müzigi dinlerken 8 sayimli vurguyu bulmaya çalisin.
2. Partnerinizle dönüsleri bir noktaya odaklanarak yapmak gayet yardimci olur.
Bir kisi dönüs yaparken bir noktaya odaklanmak dönüsün daha kolay ve bas dönmesi olmadan yapilmasini saglar. Mesela, partnerinizin yüzüne veya omuzlarina odaklanarak, gözünüzü dönüs bitene kadar bu noktada tutmalisiniz.
3. Partnerinizle dans ederken direnç önemli bir olgudur.
Salsa yaparken, fark edilir fakat yumusak itme ve çekmeler yapilir.Bu itme ve çekmeleri parmak uçlarinizla yapmalisiniz.Partnerinizi iter ve çekerken ön kolunuzda kuvvetli bir direnç olmasina dikkat edin. Direnç için ön kollarinizi kullanmalisiniz omuzlarinizi degil
4. Dans ederken partnerinizle göz kontaginizin olmasi bir gerekliliktir. .
Göz kontagi, dansin yumusak ve daha asil akmasini saglar. Ayrica mimiklerle yapacaginiz isaretle, dansin yönlendirilmesi konusunda partnerinize kolaylik saglarsiniz.
5. Bayanlar, takip ederken bekleme yapmayin.
Büyük bir problem, bazi bayan dansçilarin hareketleri yaparken bekleme yapmasidir. Bu liderlik eden erkege tepki veriyormus gibi gözükür.
6. Dans adimlarinizin büyüklügünü azaltin.
Adimlarinizi yarim ayakla bir ayak arasinda yapin. Adimlarinizi kisaltmak size daha iyi kontrol ve denge verecektir. Stiliniz muhtemelen daha iyi görünecektir.

Merengue 

Merengue Dominik Cumhuriyetinin ulusal dansi, komsulari Haiti ve etrafindaki adalarda yapilan danstir. Merengue'nin nasil dogduguna dair 2 rivayet vardir. Ilki, Afrika'dan gelen köleler zincire vurularak seker tarlalarinda çalistiriliyordu. Davulla vuruslariyla beraber ilerliyorlardi. Zincire vurulduklari için her adimda bir bacaklarini sürüklemek zorunda kaliyorlardi. Merengue'nin bu hareketten çiktigi sanilir. Diger rivayet ise, Dominik cumhuriyetinin bir çok savasinda bulunmus bir kahraman vardi. Bu kahraman bir savasta ayagindan yaralanmisti. Bu insan halki tarafindan çok seviliyordu.
Her gittigi sehirde ona "hos geldin" eglenceleri ve danslar yapiliyordu. Bütün insanlar onu sevdikleri için bir ayaklarini gevsek birakip sürükleyerek dans ediyorlardi. Sanki bir ayaklari sakat gibi ve böylece Merengue Çikmistir. Merengue Dominik Cumhuriyetinin baslangiç yillarindan beri var olmus bir danstir.

Bachata
 ABD’deki Rap gibi Bachata da fakir ve dislanmislarin müzigi olarak ortaya çikti. Dominik Cumhuriyeti’nin varoslarinda ortaya çikan Bachata, fakir Dominiklilerin, sosyal ve ekonomik dislanmisligini ve terk edilmisligini yansitir.
1960’larin basinda Bachata romantik, gitara dayali müzigin önemli bir alt kategorisi olarak ilk ortaya çiktiginda dansa yönelik Küba Son’undan ve Guaracha’dan ayrilmaktaydi. Ilerki yillarda, müzisyenlerin Bachata ritimlerini hizlandirmasi ve dansçilarin yeni bir dans adimi gelistirmesiyle, Bachata, ayni zamanda bir dans müzigi olarak da kabul edilir oldu.

BALE
Bale dans, mimik, müzik ve dekor sanatlarinin ileri standartta birlestirilerek kullanan bir tiyatro gösterisi olarak tanimlanabilir. Asil eleman olarak kullanilan dans aslinda italyancadans anlamina gelen "ballo" ya da "balletto" sözcügünden türetilmistir.
Bale ilk olarak Italya'da rönesans döneminden görülmektedir. Mim sanatçilarinin ortaçag ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adimlari bugünkü balenin temellerini olusturur. O zamanlarda koreografik bir düzeni olmayan bale Dominic de Piacenza ve Antonio Cornazzo'nun ilk koreografik kompozisyon denemeleri ve adimlara isim vermeleriyle gelismis bu noktada Fransizlar çok etkilenmis ve bunun sonucunda bugünkü balenin ilk tohumlari 1581'de Catherine de Medici'nin "Beaujoyeux" adli Le Ballet Comique de la Reine tarafindan sahnelenen gösterisiyle atilmistir.
Fransa'da Henry IV tarafindan desteklenen bale tüm Avrupa'ya, oradan da 16. ve 17.yüzyilin sonlarinda da Danimarka ve Isveç'e kadar yayilmistir. Balenin altin çagi kendisi de iyi bir dansçi olan Louis XIX döneminde baslamistir. Bu döneme kadar halk tarafindan dans edilirken bir kez profesyonel dansçilar kostüm maske ve peruklar kullanarak dans etmeye baslamislardir. 18.yüzyilda bale tamamen kendini opera sanatindan soyutlayarak özgür bir sanat formuna kavusmustur. Bunun da tohumlari George Noverre trafindan atilmis ve bugün sahnede gördügümüz bale sanati onun koydugu kurallar üzerine kurulmustur.
18.yüzyilin ikinci yarisinda Rusya'ya ulasan bale St.Petersburg da Petipa ve Saint-Leon la hayat bularak gelismis ve bugün hale sahnelenen Uyuyan Güzel, Findikkiran ve Kugu Gölü gibi taninmis eserler buradan tüm dünyaya yayilmistir.

 MODERN DANS
Modern Dans, dans koreografilerinde, workshoplarda ve derslerde kullanilan bir dizi teknik ve stile verilen addir. 20. yüzyilin baslarinda balenin kati tekniklerine karsi bir tepki olarak gelismistir. Isora Duncan ve Martha Graham gibi öncüler vücudun dogal çizgilerini ve enerjiyi kullanarak hareket kolayligini aramislar ve geleneksel dans tekniklerinden çok daha fazla hareket akiskanligina izin veren yeni teknikler kesfetmislerdir.Modern Dansin karakteristik özelligi çok yönlülügüdür: hemen her tarz müzige uydurulabilir, ya da yeni hareket stilleri yaratmak için diger dans formlariyla birlestirilebilir. Modern dansta amaç vücudun dogal durusu ile çalismaktir; bu yüzden de yeni baslayanlar için güvenli ve uygulanabilirdir. Ayni zamanda, Modern dans teknikleriyle kazanilan hareket kolayligi, hem ögrencilerin hem de deneyimli dansçilarin vücut hareketine yeni bakis açilari getirmelerini saglar.
Temel Modern Dans Teknikleri:Modern dansta kullanilan 4 temel teknikten Cunningham; (ismi egitmen ve koreograf Merce Cunningham’dan gelir) vücudun bosluktaki yapisi, ritim ve eklemler üzerine yogunlasmistir.Cunningham kolay ve dogal hareketi yakalamak için vücudun “kendi enerji çizgisi” fikrinden yola çikar. Cunningham teknigini basarili koreografilerinde kullanan isimlerden biri de Richard Alston’dur.
Graham; (Ismini yaraticisi Martha Graham’dan almistir.) kasma, gevseme, düsüs ve yeniden eski halini alma üzerine yogunlasir. Graham tekniginin temel karakteristigi yer çalismasi ve karin ve kalça sikistirmalaridir. Bu oldukça köklü bir stildir ve teknik balenin ince ve havaya ait ideallerine açikça terstir.
Limon; (Ismini Jose Limon’dan alir) enerjiyi yerçekimine göre kullanmayi arastirir ve düsüs, geri sekme, yeniden denge bulma ve asili kalma açisindan agirlik’la çalisir. Limon teknigi agirlik hissi ve vücuttaki “agir enerji”yi kullanir (hareket, nefesin kaldirici etkisi kullanilarak tesvik edilir) ve tüm vücudu dolasarak hareketi yaratir ve durdurur. Uygulamasi zevkli bir tekniktir.   
Release (Serbest birakma); açiklik ve akiskanliga ulasmak ve enerji ve nefesi etkin kullanmak için gerilimi en aza indirgeme üzerinde durur. Release teknikte, hareketi kolaylastirmak için kaslarimizi ve eklemlerimizi serbest birakir ve nefesimizi de serbest birakarak vücudun rahatlamasina yardim ederiz. Bu hem harika bir rahatlama teknigi, hem de bir dans stilidir. 
Improvisation (Dogaçlama);
Impovisation (Emprovize-dogaçlama teknik) hareketi ve performans ile iliskisini arastirir. Yapilan yaratici arastirmalarla, bireysel-hareket materyali gelistirilmesi kolaylastirilir. 
Contact Improvisation
Contact Improvisation (Emprovize Temas) minimum iki kisilik bir dans çalismasidir. Temelini agirlik alisverisi, akiskan hareket ve dokunma-temas olusturur. Partnerler vücudun dogal hareketlerini kullanarak dogaçlama bir çalisma yaparlar.

JAZZ DANS
Birinci Dünya Savasinin sonunda halkin savas bunalimini ve sikintisini üzerinden atmak istedigi bir dönem baslamisti. Özellikle “ kayip jenarasyon” olarak adlandirilan gençler sosyal hayatlarinda yeni bir arayis içine girdiler. Bunun sonuçlarindan biri de gece klüplerinde,kabarelerde ve dans salonlarinda savas öncesine göre daha farklilasan yeni bir dans sekliyle ortaya çikti. Bu dans ta eskiye göre sik sik partner degistirmeyi normal karsilayan, daha yakin ve daha gayri resmiydi ve sadece bir tek müzik tarzi bu dansa uygundu- jazz. Jazz’in kökenleri New Orleans, St. Lois, Memphis ve Kansas City gibi çesitli merkezlere yayilmistir ama günümüzde en önemli merkez New Orleans’ tir.

ARJANTIN TANGO
Son yüzyilda Arjantin' in Buenos Aires sehrinde ortaya çikmis, halkin sosyal yasantisini tam olarak yansitan bir danstir. Gerçek bir yönlendirme ve yönelme dansidir. Dramatik bir müzige sahip olan Arjantin Tangosu keskin ayak ve bacak oyunlarina sahiptir.
Endülüs ve Italyan folklorundan izler tasiyan tango, 19. yüzyilin sonlarinda Arjantin’de ortaya çikmistir. Kasvetli ve tutkulu görüntüsüyle diger danslardan ayrilir. Müzigi ve kökeni Latin danslarindan çok farklidir. Arjantin'de dogmus, çok uzun süre kesfedilememis hak ettigi yeri bütün dünyanin onu fark etmesiyle almistir. Her zaman kaba, hirçin bir tarzda olup, hareketli ve canli ritminin yani sira, son derece hüzünlü ve mutsuzdur. Büyük kentte düs kirikligina ugrayan göçmenlerin kirilan umutlari, sikintilari, baskaldirilari bu dansla disa vurulmustur. O dönemde tango, kapali küçük çevrelerin ayiplanan ve hor görülen dansidir.
Türkiye'nin tango ile tanismasi Cumhuriyet'in kabulünden hemen sonraya rastlar.Medeni hayatta batiya yönelik yenilemelerin arasinda dans da gelmektedir. Fakat Arjantin tango uzun yillar Türk insani tarafindan benimsenmedi. Bunun en önemli nedeni dans stilinin fazla müstehcen bulunmasiydi.Avrupa'da degisime ugramis stili benimsenmeye baslandi ama yine de bay ve bayan hiçbir zaman gerektigi gibi yakin dansetmediler.